Mehmet Eroğlu’nun iletişim yayınlarından çıkan kitabı ” Düş Kırgınları” partiden atılan ve 74 affıyla ülkeye dönüp Foça da bir pansiyon satın alarak hayatının geri kalanını inzivaya çekilerek geçiren Kuzey’in aşk buhranını anlatmaktadır.
Gençlik yıllarında tanıştığı Sami, Kuzey’in can yoldaşı olmuş ve hayatının her anında birlikte yaşamışlardır. Satın aldığı pansiyonda da Sami ile birlikte hayatlarının geri kalanlarını yaşamaktadırlar. Bir zaman gelir ve karşısına Şafak çıkar. Üç günlük otel konaklamasından sonra aralarında ki doğan çekimin aşk olduğunu Şafak’ın geri dönmesi Kuzey’in Şafak’ı beklemesinde anlarlar. Kuzey’den yaşça çok küçük olan Şafak, Kuzey’e delice bir aşka tutulur. Aralarında ki ilişki masallardakini andırsa da zamanla Kuzey bu aşkın ilerisinin olmadığını anlayarak Şafak’ı kendinden uzaklaştırır. Fakat, içerisine düşeceği durumu göremeyerek hayatının çıkılmaz bir sokağına girmiş olur.
Seneler sonra karşısına çıkan Çiğdem, Kuzey için hiç unutmadığı ve unutamadığı için hayatının tam ortasında yaşadığı Şafak ile olan anıların tekrar gün yüzüne çıkmasına neden olur. Aynı Şafak gibi kendisine aşık olan bir kız ve aklında Şafak olan bir Kuzey. Aynı yollardan yürümek aynı sahillerde denize girmek aynı cümleleri duymak Kuzey için susturulamaz bir haykırış niteliği taşır. Lakin, onun bir tane sevdalandığı ve hayatının her anında ona kavuşmak için yaşadığı bir kadın vardır.
Okurken insanı kendi içerisine alan, bazen sorgulatan bazen mutsuz olmasını sağlayan bir öykü. Ben etkisinden bir gün kurtulamadım desem yeri var. Okurun psikolojisini de belli bir süreliğine etkilediğini söylemek isterim. Yazılış bakımından tam bir Mehmet Eroğlu kitabı olduğunu gönül rahatlığı ile belirtmeliyim. Akıcılığı ve kahramanların hayatı sorgularken ki üslubu size de aynı düşünceleri sorgulama evresinde bırakabiliyor.
Kuzey’in kendisini tanımladığı cümle ile son verelim yazımıza ;
”Sırrım köpek oluşumda. Yaralanınca bir kuytuya çekilir, yaramı yalaya yalaya iyileştiririm.”
